Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Nedir?
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu demek için tek başına yeni bir ortama girdiklerinde çekingen davranma, eleştirilmekten hoşlanmama veya tanımadıkları kişilerle iletişim kurarken zorlanma diyemeyiz.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu (KKB), kişinin sosyal ilişkilerden uzak durmasına eşlik eden yoğun yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilme, eleştirilme ya da reddedilme hassasiyetiyle karakterize edilen, uzun süreli ve farklı yaşam alanlarına yayılan bir kişilik örüntüsüdür. DSM-5-TR yaklaşımında bu bozukluk, kaygılı ve korkulu özelliklerin öne çıktığı C Kümesi içerisinde yer alır.
Buradaki önemli nokta şudur: Kaçıngan kişi çoğu zaman insan ilişkilerini istemediği için değil, ilişkilerin beraberinde getirebileceği reddedilme veya küçük düşürülme ihtimalinden korktuğu için geri çekilir. Bu nedenle dışarıdan bakıldığında insanlardan uzak duran biri görülürken, kişinin iç dünyasında tam tersine kabul edilme ve yakın ilişki kurma arzusu bulunabilir.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?
DSM-5-TR ölçütleri incelendiğinde KKB’nin merkezinde üç temel tema dikkat çeker:
- Sosyal ortamlarda belirgin çekingenlik ve ketlenme
- Yetersizlik veya değersizlik duyguları
- Eleştirilme, reddedilme ya da olumsuz değerlendirilme konusunda aşırı hassasiyet
Tanı açısından bu özelliklerin yalnızca belirli bir ortamda ortaya çıkması yeterli değildir. Örüntünün farklı yaşam alanlarında süreklilik göstermesi ve erken yetişkinlik döneminden itibaren belirgin olması beklenir. Klinik değerlendirmede bu temel örüntüye eşlik eden belirtilerden en az dördünün bulunması gerekir.
Örneğin kişi, başkalarının kendisini eleştireceğini düşündüğü için insanlarla yoğun iletişim gerektiren bir iş fırsatından kaçınabilir. Yeni insanlarla ilişki kurarken, karşı tarafın kendisini gerçekten beğendiğinden emin olmadan yakınlaşmak istemeyebilir.
Yakın ilişkilerde bile kendisini tamamen açmakta zorlanabilir. Çünkü zihninde “Beni gerçekten tanırsa benden hoşlanmayabilir” düşüncesi bulunabilir.
Yeni sosyal ortamlarda yaşanan ketlenme de oldukça belirgin olabilir. Kişi kendisini sosyal açıdan beceriksiz, yetersiz veya diğerlerinden daha az çekici görebilir. Bunun sonucunda yalnızca sosyal ilişkilerden değil, yeni deneyimlerden ve kişisel risklerden de uzaklaşabilir.
Benlik Kaygısı ve Kendini Koruma Stratejisi
Theodore Millon, Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları adlı eserinde, kaçıngan bireylerin yaşadığı paradoksu arzulama ile kaçınma arasındaki çatışma olarak tanımlar. Şizoid kişilik yapısındaki bireyler insan ilişkilerine karşı doğal bir ilgisizlik ve duygusal küntlük sergilerken, kaçıngan bireyler insan ilişkilerini derinden arzular. Ancak ilişkilerin getirebileceği muhtemel incinme riski, bu arzudan daha ağır basar.
Kaçıngan kişilik örüntüsünü anlamanın en önemli yollarından biri, davranışın arkasındaki korkuya bakmaktır. Örneğin bir kişi toplantıda konuşmak istemeyebilir. Bunun nedeni yalnızca utangaçlık olmayabilir. Zihninden şu düşünceler geçebilir:
Yanlış bir şey söylersem herkes benim yetersiz olduğumu düşünür. Bir başka kişi yeni bir arkadaş grubuna katılmayabilir: Beni aralarına alsalar bile aslında beni sevmeyecekler.

Bu düşünceler kişinin sosyal dünyasını giderek daraltabilir. Kaçınma kısa vadede rahatlama sağladığı için işlevselmiş gibi görünür. Fakat uzun vadede kişi yeni deneyimler edinme, sosyal becerilerini geliştirme ve “beklediği kadar kötü bir sonuç olmadığını” deneyimleme fırsatını kaybedebilir.
Böylece bir döngü oluşabilir:
- Olumsuz değerlendirilme korkusu
- kaçınma
- kısa süreli rahatlama
- sosyal deneyimlerin azalması
- kendine güvensizliğin artması
- daha fazla kaçınma.
Kaçıngan kişilik bozukluğunu klinik açıdan önemli hale getiren mekanizmalardan biri de bu kısır döngüdür.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu ile Sosyal Kaygı Bozukluğu Arasındaki Fark
Bu iki durum birbirine oldukça benzeyebilir ve klinik değerlendirmede ayrıştırılması önemlidir. Sosyal anksiyete bozukluğunda kişi belirli sosyal durumlarda yoğun kaygı yaşayabilir. Örneğin topluluk önünde konuşmak, yabancılarla tanışmak veya başkalarının önünde performans göstermek yoğun korku yaratabilir.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu’nda ise kaçınma ve olumsuz değerlendirilme korkusu genellikle kişinin ilişkilerine, benlik algısına ve yaşam biçimine daha yaygın biçimde nüfuz eder. Kişi kendisini genel olarak sosyal açıdan yetersiz veya diğerlerinden aşağıda görebilir.
Bununla birlikte iki durumun birlikte görülmesi de mümkündür. Klinik kaynaklar, Kaçıngan Kişilik Bozukluğu ile sosyal anksiyete arasında önemli bir örtüşme bulunduğunu ve eşzamanlı görüldüklerinde işlev kaybının daha ağır olabileceğini belirtmektedir.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Neden Ortaya Çıkar?
Kişilik bozukluklarının tek bir nedene indirgenmesi doğru değildir. Genetik yatkınlık, mizaç özellikleri, gelişimsel deneyimler, kişilerarası ilişkiler ve çevresel koşulların birbirleriyle etkileşimi önem taşıyabilir. Birkaç başlık altında toplayacak olursak;
1. Bilişsel Eğilimler ve Şemalar
Kaçıngan bireylerin zihinsel işleyişinde ya hep ya hiç tarzı düşünme kalıpları ve aşırı genellemeler baskındır. Kişi, bir ortamda gördüğü en ufak bir nötr jest veya mimikleri Beni sevmediler veya Beni yetersiz buldular şeklinde yorumlamaya eğilimlidir. Temel şemaları genellikle Kusurluluk/Utanç ve Sosyal İzolasyon üzerinedir.
2. Duygusal Yaşantı
En baskın hisler kronik utanç, yetersizlik ve reddedilme kaygısıdır. Başkalarının yanında sürekli olarak sahnedeymiş ve açıklarının aranıyormuş hissiyatını yaşarlar. Bu yüksek uyarılmışlık hali, bireyi duygusal olarak tüketir.
3. Davranışsal Kaçınma ve Güvenlik Arayışı
Risk içeren her türlü sosyal ve mesleki ortamdan uzak durmak, bu yapının temel savunma mekanizmasıdır. Yeni iş tekliflerini reddetmek, romantik ilişkilerden uzak durmak veya toplantılarda arka sıralarda kalmak, kısa vadede kaygıyı düşürse de uzun vadede kişinin yetersizlik inancını pekiştirir.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Tedavi Yöntemleri
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu tedavi edilemez bir durum değildir. Ancak tedavi genellikle kişinin yalnızca belirli bir belirtisini ortadan kaldırmaktan ziyade, uzun süredir devam eden düşünce, duygu ve ilişki örüntülerini ele almayı gerektirir. Psikoterapi temel tedavi yaklaşımlarından biridir.
-
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT):
Bireyin olumsuz otomatik düşüncelerini ve disfonksiyonel inançlarını tespit ederek bunlarla esnek bir şekilde çalışmayı hedefler. Dereceli maruz bırakma teknikleriyle kaçınma davranışları adım adım kırılır.
-
Şema Terapi
Erken dönem uyum bozucu şemaların (kusurluluk, başarısızlık, duygusal yoksunluk) ve Kaçıngan Koruyan modun ele alındığı son derece etkili bir modeldir. Terapötik ilişki üzerinden “yeniden ebeveynlik” sağlanarak danışanın benlik değeri güçlendirilir.
İlaç tedavisi ise kişilik bozukluğunun kendisini doğrudan ortadan kaldıran bir tedavi olarak düşünülmemelidir. Bununla birlikte eşlik eden depresyon veya anksiyete belirtileri varsa psikiyatri değerlendirmesi sonucunda ilaç tedavisi gündeme gelebilir.
Destek ve Danışmanlık almak için sitede bulunan iletişim kanalları(telefon veya mail) üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
Yazar: Psikolog Sinem Buharalı
