Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedir?

Bağımlı Kişilik Bozukluğu; kişinin tek başına hayatta kalamayacağı, kendi kararlarını alamayacağı ve kendisine bakamayacağı yönündeki köklü inancı nedeniyle başkalarına karşı aşırı boyun eğme, yapışma ve yoğun terk edilme korkusuyla seyreden kronik bir örüntüdür. Ancak başkalarından destek almak veya bir ilişkiye önem vermek tek başına Bağımlı Kişilik Bozukluğu anlamına gelmez. Psikolojik açıdan önemli olan, bağımlılık eğiliminin kişinin özerkliğini, ilişkilerini, iş yaşamını ve günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkilemesidir.

DSM-5’te Bağımlı Kişilik Bozukluğu, kişinin bakım görme ihtiyacının aşırı olması ve buna eşlik eden boyun eğici, yapışan ilişki biçimi ile ayrılık korkusu üzerinden tanımlanır. Bu özelliklerin yalnızca belirli bir ilişkide değil, farklı yaşam alanlarında süreklilik gösteren bir örüntü oluşturması beklenir.

Bu kişiler, doyum sağlama ve olası tehlikelerden korunma kaynağı olarak kendi içsel kaynaklarını değil, tamamen dış dünyadaki otorite ve bakım veren figürleri görürler. Kendi eylemlerini aktif bir biçimde yönlendirmek yerine, koruyucu bir figürün yönlendirmesini bekleyen pasif bir tutum benimserler.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı), Bağımlı Kişilik Bozukluğu’nu C Kümesi (Korkulu ve Kaygılı) kişilik bozuklukları arasında sınıflandırır. Erken erişkinlik döneminde başlayan ve farklı yaşam alanlarında kendini gösteren bu tablonun klinik tanı alabilmesi için aşağıdaki belirtilerden en az beşinin üç aydan uzun süreli bulunması gerekir:

  • Gündelik Kararlarda Karmaşa: Başkalarından bol miktarda tavsiye ve güvence almadıkça gündelik kararları (örneğin ne giyeceği veya ne yiyeceği gibi basit seçimleri bile) almakta güçlük çekme.

  • Sorumluluk Devri: Yaşamının çoğu önemli alanında (finans, kariyer, ilişkiler vb.) sorumluluğu başkalarının üstlenmesine ihtiyaç duyma.

  • Görüş Belirtmekten Kaçınma: Desteği, sevgiyi ya da onayı kaybetme korkusuyla başkalarıyla aynı fikirde olmadığını ifade etmekte zorlanma.

  • Başlatma Güçlüğü: Özgüven ya da güdülenme eksikliği nedeniyle (yetenek eksikliğinden ziyade) kendi başına proje veya iş başlatmakta güçlük çekme.

  • Onay ve Bakım İçin Aşırıya Kaçma: Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak uğruna hoş olmayan ya da kendisini zor durumda bırakan işleri yapmaya gönüllü olma.

  • Yalnız Kalma Kaygısı: Kendine bakamayacağına ilişkin aşırı korku nedeniyle yalnız kaldığında kendisini çaresiz, rahatsız veya huzursuz hissetme.

  • Hızlı Yeni İlişki Arayışı: Yakın bir ilişki sonlandığında, bir bakım ve destek kaynağı olarak hızla başka bir ilişki arayışına girme.

  • Terk Edilme Kaygısıyla Meşguliyet: Kendi başının çaresine bakma durumunda bırakılacağı korkusuyla gerçekçi olmayan bir biçimde meşgul olma.

bağımlı kişilik bozukluğu

Millon’un yaklaşımında bağımlı kişilik örüntüsünde kişi kendisini yeterince güçlü veya bağımsız görmeyebilir. Buna karşılık kendisini koruyabilecek, yönlendirebilecek veya ihtiyaçlarını karşılayabilecek kişilere daha fazla yaklaşabilir.

Bu nedenle bağımlı kişinin ilişki kurma biçiminde iki temel ihtiyaç bir arada görülebilir:

Biri yanımda olsun. Tek başıma baş edemem.

Bu iki düşünce birbirini güçlendirdiğinde kişi giderek daha fazla dış desteğe yönelmeye başlayabilir.

Millon’un yaklaşımının önemli bir tarafı da bağımlılığın tek biçimli olmadığını göstermesidir. Bazı kişiler çekingen ve kaygılı bir görünüm sergilerken bazıları son derece uyumlu, fedakâr veya pasif olabilir. Dolayısıyla aynı kişilik örüntüsü farklı kişilerde farklı davranışlarla kendisini gösterebilir.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedenleri

Bağımlı kişilik yapısının gelişiminde tek bir etkenden ziyade, biyopsikososyal bir model çerçevesinde şekillenen karmaşık süreçler rol oynar:

  • Ebeveyn Tutumları ve Erken Çocukluk Yaşantıları: Aşırı koruyucu, müdahaleci veya helikopter ebeveynlik tarzları, çocuğun kendi özerkliğini ve problem çözme becerilerini deneyimlemesine engel olur. Çocuğun bağımsız girişimleri “tehlikeli” olarak görüldüğünde, çocuk dünyayı tekinsiz, kendisini ise yetersiz olarak içselleştirir.

  • Bağlanma Dinamikleri: Kaygılı/kararsız bağlanma stiline sahip bireyler, bakım verenin tutarsız ilgisi nedeniyle sürekli bir kaybetme kaygısı taşırlar. Bu durum, yetişkinlik döneminde partnerine veya otorite figürlerine tutunma davranışı olarak kendini gösterir.

  • Modern Yaşamın Dinamikleri: Modern yaşamın getirdiği yoğun seçenekler ve belirsizlikler, karar alma süreçlerini karmaşıklaştırır. Bağımlı birey için bu karmaşa, tek başına göğüslenemeyecek bir yük haline gelerek dışsal bir rehbere olan ihtiyacı artırır.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Tedavisi

Bağımlı Kişilik Bozukluğu tedavisinde temel amaç, bireyin başkalarına olan ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmak değil; sağlıklı bağımlılık ile bireysel özerklik arasında dengeli bir bağ kurmasını sağlamaktır. Bağımlı Kişilik Bozukluğu tedavisinde psikoterapi önemli bir yere sahiptir.

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Bireyin Tek başıma başaramam, Eğer farklı düşünürsem beni terk ederler gibi işlevsel olmayan otomatik düşünceleri ve şemaları ele alınır. Küçük adımlarla verilen davranışsal ödevlerle (kendi başına karar alma, tek başına etkinliklere katılma) öz-yetkinlik duygusu pekiştirilir.

  • Şema Terapi: Bireyin Bağımlılık/Yetersizlik ve Terk Edilme şemaları üzerinde çalışılarak, içselleştirilmiş ebeveyn modlarının yerine Sağlıklı Yetişkin modunun güçlendirilmesi hedeflenir.

Destek ve Danışmanlık almak için sitede bulunan iletişim kanalları(telefon veya mail) üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

Yazar: Psikolog Sinem Buharalı